Test Aşamsındadır.


TEŞEKKÜR

Perşembe, Haziran 17, 2010 13:07

Cumhuriyet Halk Partisinin yoğun bir katılım ve coşku ile gerçekleştirilen 33. Olağan Kurultay’ında Parti Meclisine ve MYK’na seçilmem için verdiğiniz desteğe yürekten teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizin huzurlu,güvenli ve aydınlık geleceğinin,insan hak ve özgürlüklerinin,demokrasinin ve laik Cumhuriyet’imizin güvencesi olmaya devam edecektir.

Yaşasın Cumhuriyet,
Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi ve
Saygıdeğer üyeleri.

Saygılarımla.

ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ KOÇAL’IN “1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ” MESAJI

Cuma, Nisan 30, 2010 13:13
Kategori Genel

ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ KOÇAL’IN

“1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ” MESAJI

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı”nı bu yıl daha büyük bir coşku ve heyecanla kutlamanın sevincini yaşıyoruz.

Tüm emekçilerimizin bu mutlu bayramını yürekten kutluyorum.

Son yıllarda çalışanlarımızın önemli hak kayıplarına uğradığı herkes tarafından bilinmektedir. Çalışanların örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılmamış aksine daha da zorlaştırılmıştır. Çalışanlar değişik statülerde istihdam edilerek güçleri bölünmüştür.

Emekten ve emekçiden yana olan örgütler yaşam kavgası vermek zorunda kalmıştır. Mevcut iktidar her alanda olduğu gibi emekçi kesim üzerinde de bir baskı ve yıldırma politikası uygulamaktadır. İktidarın tüm çalışması tek parti diktatörlüğü oluşturmaktadır.

Buna asla izin vermeyeceğiz. Hep birlikte üretimden aldığımız güçle emekçiyi ve ülkemizin çıkarlarını sonuna kadar koruyacağız. Hedefimiz sömürüsüz bir dünya ve insanca yaşamaktır.

Saygılarımla.

Ali KOÇAL

Zonguldak Milletvekili

ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ KOÇAL’IN “23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI” MESAJI

Perşembe, Nisan 22, 2010 7:41
Kategori Genel

ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ KOÇAL’IN

“23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI” MESAJI

 

Demokratik rejimimizin temel kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 90.yılını kutlamanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz.

Büyük Önder Atatürk’ün “en büyük eserim” diye övdüğü  Meclisimizin açıldığı bu anlamlı gün, Ulus iradesinin ortaya konduğu ve Türk Ulusu’nun çağdaş dünyada saygın yerini aldığı, Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete ait olduğunun kesinleştiği bir gündür.

Bu tarih aynı zamanda Cumhuriyet’in temelinin atıldığı tarihtir.

Yüce Atatürk’ün önderliğinde kurulan TBMM’nin Kuruluş Günü ”Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kabul edilerek çocuklara armağan edilmiştir.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının yıldönümünde Ulus iradesinin kararlılıkla savunulması hepimizin temel görevi olmalıdır.

Ancak günümüzde; Millet iradesini elde eden iktidarın bu iradeyi kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda kullanıyor olması önemli bir tehlikeyi işaret etmektedir. Yoksulluk, yolsuzluk ve işsizliğin tavan yapması, halkın fakirleşerek sadakaya muhtaç duruma düşürülmesi, buna karşılık iktidar mensupları ile yakınlarının aşırı zenginleşmesi herkes tarafından çok dikkatle izlenmelidir. Halkın iradesine ipotek koyma çalışmaları artarak devam etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle sevgili çocuklarımızın ve Ulusumuzun “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı en iyi dileklerimle kutluyor, çocuklarımızın Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacaklarına ve aydınlık yarınlarımızın mimarı olacaklarına yürekten inanıyorum.

Demokratik rejimimizin temel kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 90.yılını kutlamanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz.

Büyük Önder Atatürk’ün “en büyük eserim” diye övdüğü  Meclisimizin açıldığı bu anlamlı gün, Ulus iradesinin ortaya konduğu ve Türk Ulusu’nun çağdaş dünyada saygın yerini aldığı, Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete ait olduğunun kesinleştiği bir gündür.

Bu tarih aynı zamanda Cumhuriyet’in temelinin atıldığı tarihtir.

Yüce Atatürk’ün önderliğinde kurulan TBMM’nin Kuruluş Günü ”Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kabul edilerek çocuklara armağan edilmiştir.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının yıldönümünde Ulus iradesinin kararlılıkla savunulması hepimizin temel görevi olmalıdır.

Ancak günümüzde; Millet iradesini elde eden iktidarın bu iradeyi kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda kullanıyor olması önemli bir tehlikeyi işaret etmektedir. Yoksulluk, yolsuzluk ve işsizliğin tavan yapması, halkın fakirleşerek sadakaya muhtaç duruma düşürülmesi, buna karşılık iktidar mensupları ile yakınlarının aşırı zenginleşmesi herkes tarafından çok dikkatle izlenmelidir. Halkın iradesine ipotek koyma çalışmaları artarak devam etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle sevgili çocuklarımızın ve Ulusumuzun “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı en iyi dileklerimle kutluyor, çocuklarımızın Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacaklarına ve aydınlık yarınlarımızın mimarı olacaklarına yürekten inanıyorum.

Sn.KOÇAL’IN KÖY ENSTİTÜLERİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE YAPTIĞI KONUŞMA METNİ‏

Perşembe, Nisan 15, 2010 12:08
Kategori Genel

Zonguldak Milletvekili Ali KOÇAL’ın 15 NİSAN 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunda Köy Enstitülerinin Kuruluş Yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmanın tutanak metni.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin unutulmaz eserlerinden biri olan köy enstitülerinin kuruluşunun 70’inci yıl dönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye sevdalıları için çok önemli olan bu eserin hayata geçmesini sağlayanları şükranla anıyorum ve yaşamını sürdürmekte olanlara sağlık ve esenlikler diliyorum.

17 Nisan 1940 yılında büyük bir heyecanla kurulan köy enstitüleri, bir aydınlanma projesidir, üreterek kalkınma projesidir. Bu okullardan birikimli, donanımlı, kendine güvenli, bilinçli öğretmenler yetişmiştir. Bu öğretmenler, üretimle eğitimin iç içe geçmesini sağlamış birer toplum önderi olarak görev yapmışlardır. Aynı zamanda, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin ve Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucuları olmuşlardır. İlericilik ve yurtseverliklerinden asla ödün vermemişlerdir.

Değerli milletvekilleri, köy enstitüleri, başka bir yerden kopya edilmemiştir, tamamen Türkiye’mize özgü bir projedir. Bu projeyle köylere hizmet gitmiş ve böylece köylü, varlığını hissettirmeye başlamıştır. Köy çocuklarının öğretmen, doktor, sanatçı, yazar, milletvekili olmasının yolu bu dönemde açılmış, birçok ünlü kişi bu okullardan yetişmiştir. Hâlen güncelliğini koruyan bu kurumlar çağdaş eğitim ilkelerini uygulayan insan merkezli, laik ve bilimsel kurumlardı.

Değerli milletvekilleri, toplumumuzu ayağa kaldıran, aydınlanma sürecini başlatan, eğitimde devrim yaratan köy enstitüleri insanlarımızı ümmetçilikten yurttaşlığa taşımıştır ancak ne var ki, köy enstitüsü mezunları söyledikleri, yaptıkları ve yazdıklarıyla birçok kişiyi ürkütmüş, sömürülen, ezilen, horlanan köylü çocuklarının okuyup yönetime ortak olma talepleri egemen güçler tarafından telaşla karşılanmıştır. Dolayısıyla, bu projeyi uygulayan ve destekleyenler tehdit edilmeye başlanmıştır. Böylece şimdi hepimizin gururlandığı köy enstitüsü kurucuları ve mezunlarına birtakım yakıştırmalar yapılarak sürüldüler, özlük hakları geri alındı, hapse atıldılar, rahatsız edildiler ve sürekli gözetim ve denetim altında tutularak psikolojik baskıya maruz kaldılar.

Yine, köylümüzün uyanmasını istemeyen uluslararası güçler ile yerli iş birlikçileri bu modelin başarıya ulaşmaması için büyük bir organizasyonun da içerisine girmişlerdir ve nihayet hepinizin bildiği gibi, çeşitli unsurların sistemli ve programlı baskısı sonucu 1946 yılında başlayan kapatma süreci 1954 yılında tamamlanmış oldu. Bu kapatmayla bağımsızlığımızı içine sindiremeyenler rahat bir nefes almış oldular.

Değerli milletvekilleri, aslında bilinmelidir ki, köy enstitüleri bir hiç uğruna kapatılmıştır. Bu okulların kapısına kilit vuranlar Türkiye’ye iyilik yapmamışlardır. Eğer köy enstitüleri kuşatılmayacaktı, varlıklarımız babalar gibi satılmayacaktı. Sosyal devletin yerine tarikat ve cemaat mensupları bu kadar cesaretli olmayacak ve insanlarımız üreterek kazanacak, sadakaya muhtaç olmayacaktı.

Eğer köy enstitüleri kapatılmamış olsaydı değerli milletvekilleri, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ve cumhuriyet kazanımlarını savunanlar ve bilim adamları tutuklanamayacak, sorgusuz sualsiz hapse atılamayacaktı. Atatürk’e ve cumhuriyete karşı olanlar bu kadar prim yapamayacaktı. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları bu denli erozyona uğramayacaktı.

Ve eğer köy enstitüleri kapatılmasaydı başımızda böylesine beceriksiz ve içten pazarlıklı bir hükûmet olmayacaktı. Daha dün yardım alarak çocuklarını okutabilen kısa yoldan zengin olamayacak ve devletin 750 milyon dolarını yandaşlarına peşkeş çekemeyecekti.

Değerli milletvekilleri, on sekiz bin köy enstitüsü mezununun esasında hiçbir suçu yoktur. Onlar kalpazanlık yapmamıştır; yolsuzluk, usulsüzlük, evrakta sahtecilik yapmamıştır; dolandırıcılık suçu işlememiştir; yetim hakkı yememiştir. İntikam duygusu içerisinde olmamıştır köy enstitüsü mezunları. Topraklarımızı, madenlerimizi satmamışlardır, aksine korumuşlardır. Onlar Lozandan vazgeçmemişler, Sevri savunmamışlardır. Onlar cumhuriyeti, Atatürk’ü, ülkemizi ve insanlarımızın çıkarlarını savunmuşlardır.

Ve özetle, köy enstitüleri modelini yaratan bu ulusun bir bireyi olmaktan çok büyük onur ve gurur duyduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve köy enstitüleri kapatılmasaydı değerli arkadaşlar, şimdi herkesin hayranlıkla izleyeceği bir Türkiye olacaktı.

Bu duygularla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.