
Zonguldak Milletvekili Ali KOÇAL’ın 15 NİSAN 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunda Köy Enstitülerinin Kuruluş Yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmanın tutanak metni.
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin unutulmaz eserlerinden biri olan köy enstitülerinin kuruluşunun 70’inci yıl dönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye sevdalıları için çok önemli olan bu eserin hayata geçmesini sağlayanları şükranla anıyorum ve yaşamını sürdürmekte olanlara sağlık ve esenlikler diliyorum.
17 Nisan 1940 yılında büyük bir heyecanla kurulan köy enstitüleri, bir aydınlanma projesidir, üreterek kalkınma projesidir. Bu okullardan birikimli, donanımlı, kendine güvenli, bilinçli öğretmenler yetişmiştir. Bu öğretmenler, üretimle eğitimin iç içe geçmesini sağlamış birer toplum önderi olarak görev yapmışlardır. Aynı zamanda, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin ve Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucuları olmuşlardır. İlericilik ve yurtseverliklerinden asla ödün vermemişlerdir.
Değerli milletvekilleri, köy enstitüleri, başka bir yerden kopya edilmemiştir, tamamen Türkiye’mize özgü bir projedir. Bu projeyle köylere hizmet gitmiş ve böylece köylü, varlığını hissettirmeye başlamıştır. Köy çocuklarının öğretmen, doktor, sanatçı, yazar, milletvekili olmasının yolu bu dönemde açılmış, birçok ünlü kişi bu okullardan yetişmiştir. Hâlen güncelliğini koruyan bu kurumlar çağdaş eğitim ilkelerini uygulayan insan merkezli, laik ve bilimsel kurumlardı.
Değerli milletvekilleri, toplumumuzu ayağa kaldıran, aydınlanma sürecini başlatan, eğitimde devrim yaratan köy enstitüleri insanlarımızı ümmetçilikten yurttaşlığa taşımıştır ancak ne var ki, köy enstitüsü mezunları söyledikleri, yaptıkları ve yazdıklarıyla birçok kişiyi ürkütmüş, sömürülen, ezilen, horlanan köylü çocuklarının okuyup yönetime ortak olma talepleri egemen güçler tarafından telaşla karşılanmıştır. Dolayısıyla, bu projeyi uygulayan ve destekleyenler tehdit edilmeye başlanmıştır. Böylece şimdi hepimizin gururlandığı köy enstitüsü kurucuları ve mezunlarına birtakım yakıştırmalar yapılarak sürüldüler, özlük hakları geri alındı, hapse atıldılar, rahatsız edildiler ve sürekli gözetim ve denetim altında tutularak psikolojik baskıya maruz kaldılar.
Yine, köylümüzün uyanmasını istemeyen uluslararası güçler ile yerli iş birlikçileri bu modelin başarıya ulaşmaması için büyük bir organizasyonun da içerisine girmişlerdir ve nihayet hepinizin bildiği gibi, çeşitli unsurların sistemli ve programlı baskısı sonucu 1946 yılında başlayan kapatma süreci 1954 yılında tamamlanmış oldu. Bu kapatmayla bağımsızlığımızı içine sindiremeyenler rahat bir nefes almış oldular.
Değerli milletvekilleri, aslında bilinmelidir ki, köy enstitüleri bir hiç uğruna kapatılmıştır. Bu okulların kapısına kilit vuranlar Türkiye’ye iyilik yapmamışlardır. Eğer köy enstitüleri kuşatılmayacaktı, varlıklarımız babalar gibi satılmayacaktı. Sosyal devletin yerine tarikat ve cemaat mensupları bu kadar cesaretli olmayacak ve insanlarımız üreterek kazanacak, sadakaya muhtaç olmayacaktı.
Eğer köy enstitüleri kapatılmamış olsaydı değerli milletvekilleri, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ve cumhuriyet kazanımlarını savunanlar ve bilim adamları tutuklanamayacak, sorgusuz sualsiz hapse atılamayacaktı. Atatürk’e ve cumhuriyete karşı olanlar bu kadar prim yapamayacaktı. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları bu denli erozyona uğramayacaktı.
Ve eğer köy enstitüleri kapatılmasaydı başımızda böylesine beceriksiz ve içten pazarlıklı bir hükûmet olmayacaktı. Daha dün yardım alarak çocuklarını okutabilen kısa yoldan zengin olamayacak ve devletin 750 milyon dolarını yandaşlarına peşkeş çekemeyecekti.
Değerli milletvekilleri, on sekiz bin köy enstitüsü mezununun esasında hiçbir suçu yoktur. Onlar kalpazanlık yapmamıştır; yolsuzluk, usulsüzlük, evrakta sahtecilik yapmamıştır; dolandırıcılık suçu işlememiştir; yetim hakkı yememiştir. İntikam duygusu içerisinde olmamıştır köy enstitüsü mezunları. Topraklarımızı, madenlerimizi satmamışlardır, aksine korumuşlardır. Onlar Lozandan vazgeçmemişler, Sevri savunmamışlardır. Onlar cumhuriyeti, Atatürk’ü, ülkemizi ve insanlarımızın çıkarlarını savunmuşlardır.
Ve özetle, köy enstitüleri modelini yaratan bu ulusun bir bireyi olmaktan çok büyük onur ve gurur duyduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve köy enstitüleri kapatılmasaydı değerli arkadaşlar, şimdi herkesin hayranlıkla izleyeceği bir Türkiye olacaktı.
Bu duygularla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.